"Black Falcon" albümü Seattlepi dergisinin "2011 SENESININ EN IYI ALBÜMLERI" listesine dahil edildi.


Volume dergi Nisan 2008
- Siz yurt dışında bir çok başarıya imza atarken, aslında ülkemizde, ses tasarımcılığı ya da elektro akustik kavramının ne olduğu bile bilinmiyor. Örneğin geçen sene İstanbul Bienali`ne AKM`nin dünü, bugünü ve geleceğiyle ilgili `Sessiz Duvarlardaki Hatıralar` adlı ses enstalasyonuyla katıldınız. Bu kavramları, yaptığınız proje üzerinden anlatabilir misiniz?

Aslında elektro akustik müzik tarihimiz sanılanın aksine çok da yeni değil. 1960lar’da Bülent Arel ve İlhan Mimaroğlu ilk eserlerini vermeye başlamışlardı bile. Ama maalesef fazla destek ve ilgi göremedikleri için ikisi de çalışmalarını ABD’de gerçekleştirmek durumunda kaldılar. 2000’den itibaren İTÜ MİAM, Bilgi Üniversitesi gibi kurumların ses mühendisliği ve elektro akustik müzik dersleri vermeye başlamaları ile birlikte yeni kuşak besteciler ortaya çıkmaya başladı. Ama tabii ki hala bu alanda emekleme dönemindeyiz. 

- “Sessiz Duvarlardaki Hatıralar”a gelince, bu iş İKSV’nin düzenlediği 10. Uluslararası İstanbul Bienali için İstanbul Bienali tarafından ısmarlanan bir çalışma idi. Küratör Hou Hanru, her biri Türkiye Cumhuriyeti için farklı bir anlam taşıyan Antrepo, İMÇ ve AKM’de  farklı sanatçılar tarafından tasarlanmış ses enstalasyonlarının olmasını istiyordu. Mekan seçimleri sanatçılara bırakıldı. Ben de İstanbul’un ve Türkiye’nin tarihinde çok önemli bir yere sahip olan AKM’ yi seçtim. Eser toplam 58 dakika ve 5 bölümden oluşuyor. AKM’nin 2. katında Taksim Meydanı’na bakan camların yanında 8 ayrı hoparlörden gelen sesler ile mekanı dolduruyordu eser. Bienal kitapçığında yer alan eser hakkındaki detaylı bilgiden bir paragrafta sunabiliriz şu şekilde.

“Sessiz Duvarlardaki Hatıralar”, AKM’de şu ana kadar gerçekleştirilen gösterilerin kayıtlarını, boş mekanın ve çevresinin bugünkü sesini ve çeşitli kişiler ile AKM hakkında yapılan röportajların ses kayıtlarını ve tüm bu kayıtların proses edilmiş örneklerini içermektedir. Eser sadece geçmişi, bugünü ve geleceği ile AKM’ yi anlatmak ile kalmayıp, ayrıca bize şu soruyu da soruyor : AKM kalmalı mı yoksa başka bir yapıya mı terketmeli yerini?

- Son albümünüz `Altered Realities` ABD `nin prestijli plak şirketlerinden biri New Albion etiketiyle 2007’de yayımlandı.  All About Jazz dergisi `Çığır açıcı`, Vintage Guitar dergisi `Devrimci` gibi sıfatlarla adlandırdı albümü. Pek çok yabancı, ünlü dergi tarafından 2007’nin en iyi albümü seçildi. Bu albümde akustik gitar ve `live electronics` öğelerini nasıl işlediniz? Bu soruyu iki dala ayırmak gerekirse a) Duygusal anlamda vermek istedikleriniz, B) Bu duyguyu vermek isterken kullandığınız tüm teknik detayları öğrenmek isteriz…

Albüm solo akustik gitar ve “live electronics” ögelerinden oluşmakta. Yani ben hem gitarı çalıyorum hem de aynı zamanda canlı olarak gitarın sesini dijital ortamda işliyorum. Albümün, Adrian Belew, David Torn gibi gitaristlerin progresif rock estetiği ile Fennesz, Oren Ambarchi gibi yeni dönem gitaristlerin ses tasarımı ağırlıklı estetik anlayışlarının özel bir sentezi olduğunu düşünüyorum. Modernist anlayıştan çok farklı bir şekilde ekspresif ve romantik ögelerin yer aldığı bir çalışma bu.

Teknik detaylara gelince : Albümde çaldığım gitar Ovation Custom Legend 1869 akustik gitar. Gitar tınısının işlenmesi için ise Audiomulch programı ve TC Electronic Fireworx hardware çoklu efekt prosesörü kullandım. İşlenen tüm tınıları canlı olarak Tascam DA-20 DAT Recorder’a kaydettim. Kayıttan sonra başka bir edit veya miks işlemi gerçekleştirmedim. Albümün mastering işlemini ise İTÜ MİAM Stüdyosu’nda Pieter Snapper yaptı.

- 2003 yılında çıkan albümünüz de oldukça ilginç. Kapalı Çarşı seslerini dijital ortamda değiştirerek kendi ses dünyanızda biçimlendirdiniz. Biraz bu albümle ilgili de bilgi alabilir miyiz?

2003 yılında ABD’li plak şirketi Locustmusic tarafından yayımlanan “A Walk Through The Bazaar” albümüm 6 albümlük bir serinin parçasıydı. Bu seride Arjantin’li grup Reynols, Björk ile de çalışmaları bulunan Matmos gibi sanatçılar var. Bu seri için seçilen bestecilerden yaşadıkları şehrin seslerini kaydetmeleri ve daha sonra kaydettikleri bu seslerden bir albüm ortaya çıkarmaları istendi. Ben yaptığım kayıtları özel teknikler ile işleyerek yeniden biçimlendirdim ve ambient bir albüm ortaya çıkardım. Albüm daha sonra Wire, Pitchforkmedia gibi dergiler tarafından olağanüstü olarak adlandırıldı.

- Şimdi sizin stüdyonuzun içine bir göz atmak istiyoruz. Erdem Helvacıoğlu’nun ev stüdyosunda neler bulunuyor? Sizin için olmazsa olmaz ekipman nedir? Yazılımlar, donanım, ses kartı, dinleme monitörleri, plug inler vs.  Tüm detaylarıyla anlatırsanız çok seviniriz.

Outboard : Marshall JMP-1 preamp, Art tube eq, RNC 1773 kompresör, TC Electronic Fireworx çoklu efekt prosesörü, Eventide Eclipse, Lexicon MPX100, Lexicon Vortex, Drawmer MX30, Joemeek VC6Q, Behringer Modulizer pro, Behringer Composer pro, Tascam DA20, Alesis Ineko, Korg Kaoss pad2.

Gitar pedalları : Carl Martin compressor, MXR phase 100, MXR chorus, MXR flanger, Proco the rat, Adrenalinn II, Zvex ringtone, Zvex fuzz factory, Mooger fooger ring modulator, Mooger fooger lowpass filter, Ehx deluxe memoryman, Ehx big muff, Ehx small stone phaser, Ehx micro pog, Danelectro french toast, Sansamp Acoustic DI, Sansamp GT2, Seymour Duncan DTAR Mama Bear, Behringer FCB1010 midi foot controller, Marshall The Guv’nor, Seymour Duncan twin tube, Jim Dunlop crybaby wah. 

Gitar : Les Paul standard elektrik gitar, Ovation Custom Legend 1869 akustik gitar, Stratocaster American elektrik gitar, Raimundo klasik gitar

Anfi : Marshall JCM2000, Fender Studio 85.

Synth : Korg N5, Access virus b, Emu Audity2000, Emu ESI4000 sampler, Korg Electribe ER-1, Korg Electribe ES-1.

Bilgisayar donanımı : PC ( 4 GB RAM, 500 GB harddisk, 3.2 Intel quadcore cpu ), Toshiba laptop, Macbook pro.  

Yazılım olarak Cubase SX, Audiomulch, Maxmsp, Pd, Metasynth, Soundhack, Protools gibi programları kullanıyorum. Ses kartlarım Presonus Firepod ve gina20. Dinleme monitörlerim Yamaha NS-10M. Pluginler ise saymakla bitmez.

- Yurt dışında pek çok konser veriyorsunuz. Hem teknik imkan bakımından hem de müziği algılayış tarzı açaısından ülkemizle ne gibi farklar var? Pek çok fark olduğu bariz ama en çok dikkatinizi çekenler demek daha doğru belki de?

Teknik bakımdan genel anlamda çok büyük bir fark olduğu söylenemez. Ancak farklı müzik stillerindeki detayları inceledikçe farkı çok açık bir biçimde görüyorsunuz tabii ki. Mesela NY’daki en ufak müzik mağazasında çok az adette elle üretilen gitar pedalları, midi controller lar, efekt prosesörleri bulmak mümkün. Veya tüm seyirciyi çevreleyen 16 adet Meyer Sound hoparlörü bir konser için bulmak çok zor değil. 

Anlayış ya da ilgiye gelince. Öncelikle genelde yurt dışında “farklı” ya da “yeni” olana bakış bizdeki gibi önyargılı ve de olumsuz değil. Demokrasi anlayışının oturmuşluğu ile de ilgili bir saygı var öncelikle. Bu da toleransı getiriyor. Bu sokaktaki vatandaşta da böyle, bir sergiyi gezen sanatseverde de, ve özellikle de basın ve medyada da. Eser anlaşılmasa da, beğenilmese de ya da kendi beğeni normlarının dışında bir tarz ise de, tek yapılmayan şey kayıtsızlık. Sanatçı olumlu ya da olumsuz, ama mutlaka bir eleştiri, bir geri dönüş alabilmekte; ki bir sanatçıyı da ayakta tutan, onu üretken yapan yegane şey de budur zaten.

Eğitim ve elbette ki imkanlarla bağlantılı olarak, farklı alanlarda uzmanlaşmış çok sayıda ilgi grubu bulunmakta. Küçükten çok sesli müziğe alışık olan kulaklar, müziği bizdeki izleyiciye göre çok daha farklı alabiliyor; ya da yıllarca sanatı sansürsüz ve özgürce izlemiş olan bir Avrupalı ya da Amerikalı sanatsever, çok sayıda sergi gezmiş, o konuda kitap okumuş, dergi karıştırmış, o konu ile ilgili bir atölye çalışmasına gitmiş ya da bir sempozyuma katılmış olabiliyor.  Sonra ilgi alanlarında yüzeysel değiller ve samimiler; bir konuya ilgi duyuyorlarsa, öylesine sığda kalmayıp imkanları doğrultusunda kendilerini geliştirme amacıyla derinlemesine araştırabiliyorlar. Sıralayacak olsak aslında farklar daha pek çoktur ama bu kadarı bile yeterince veri’dir bence.  

- Ülkemizde müzik sektörüyle ilgili en çok gücünüze, zorunuza giden nedir?

Ülkemizde sektördeki en önemli problem “mainstream” dışındaki seslerin kendini ifade edebileceği platformlarının olmayışı, mekansal ve teknik imkansızlıklar, festivallerin bilet kaygısı ile alternatif işlere fazla girememesi,  plak şirketlerinin yok denecek kadar az olması, meslek örgütlerinin “telif” ve “lisanslama” gibi konularda hala doğru işleyemeyişi. Bütün bunların bir neticesi olarak  alternatif sanatlara kaynak bulmanın zorluğu; bunun bir neticesi olarak ya da belki de bütün bunları doğuran eksiklik olan basın ve medyanın kayıtsızlığı ve ilgisizliği. Bu tarz işlere az da olsa yer vererek adeta sosyal sorumluluk görevini yerine getirdiğini düşünen basınımızın, diğer popüler kültür haberlerini nerede ise 7/24 koymaktan imtina etmemesi. Oysa ki toplumsal bir kaliteye ulaşacaksak, bunun başını basın ve medyanın çekmesi, kaliteyi yükseltmek için sanat kaygısı olan sanatçılara her daim öncelik vermesi, onları kitlelerle buluşturması gerekir. Aynı şekilde Eczacıbaşı, Sabancı, Koç ve Kıraç aileleri gibi sanata mekanlar kazandırmak ve kitleleri bu merkezlere çekmeyi, tüm işdünyasının da görev edinmesi gerekir. Çünkü sorumluluk sadece okul inşa etmek ve de çocukları eğitime kavuşturmak ile sınırlı kalmamalı. Onlara rafine zevkler, belli bir hayat görgüsü kazandırmak ya da farklı bir dünya bakışı sağlayacak sanat ve kültür birikimi ile donatmak da öncelikli hedeflerimizden olmalı. Umarım bu durum zamanla değişecektir.

- Son olarak ileriki projelerinizden de bahsedelim biraz.

Öncelikle 23 Nisan’da Garaj İstanbul’da Altered Realities albümünün tanıtım konseri olacak. 

Bu sene içinde Portekiz’de yayımlanacak olan yeni albümüm tamamlandı. Bu albüm dışında 3 solo albüm üzerinde çalışıyorum. Bunlardan ikisi ABD’de, biri de İngiltere’de yayımlanacak. ABD’li besteci Robert Scott Thompson ile ortak bir albüme nisan ayında başlayacağız. 2008 sonunda bu albümü yayımlamayı planlıyoruz. 

Kanadalı gitarist Tim Brady, Norveçli gitarist Jacob Young ve Björk’ün perküsyoncusu İngiliz Pete Lockett ile ilkbahar ve yaz döneminde yeni kayıtlar üzerinde çalışmaya başlayacağız. Haziran ayında ise slide gitar ve lapsteel üstadlarından Bill Walker İstanbul’a misafirim olarak geliyor; yine kendisi ile ortak bir albüm kaydımız olacak. 

ABD’li ünlü keman virtüözü Todd Reynolds ile yaz süresince ABD ve Avrupa’da konserlerimiz olacak. 

BAFTA, MTV ödüllü besteci Jesper Kyd’ın yeni video oyunu müziğinde beraber çalışacağız. 

2008 sonunda ise İskoçya ve İngiltere’ye gideceğim. Brian Eno’nun gitaristi Leo Abrahams ile Londra’da yeni bir albüm kaydedeceğiz. 

Dünyanın en önemli yaylı çalgılar dörtlülerinden biri olan Arditti Quartet’in çelisti Rohan de Saram için yeni eser yazacağım ve bu eserin prömieri Ağustos ayında Garaj İstanbul’da gerçekleşecek olan Yeni Müzik festivalinde yapılacak. Bütün bunların dışında 2009 ve 2010’da prömierleri yapılacak olan önemli çağdaş müzik grupları için eser siparişleri, film müzikleri, dans gösterileri müzikleri var. 
Volume dergi Nisan 2008Volume dergi Nisan 2008Volume dergi Nisan 2008Volume dergi Nisan 2008