"Eleven Short Stories" albümü, Istanbul'un en heyecan verici plak dükkanı KONTRA PLAK tarafından "2012 SENESININ EN IYI ALBUMLERI" listesine dahil edildi.


BoltArt Röportaj
Erdem Helvacıoğlu ile Türkiye’deki İlk Kalıcı Ses Enstalasyonu Üzerine

Türkiye’deki ilk kalıcı ses enstalasyonu Erdem Helvacıoğlu tarafından gerçekleştirildi. Bu interaktif ses enstalasyonu NOA’nın Galata’daki Ali Hoca Binası içine yerleştirildi. Çalışma, NOA’nın birinci yıl kutlamasının yapıldığı 19 Kasım 2009 günü dinleyiciler ile buluştu.

Enstalasyon bina girişine yerleştirilen bir laptop, kamera, ekran ve 6 hoparlörden oluşmakta. Özel olarak tasarlanan program, binaya giren kişileri sensör vasıtası ile algılamakta ve daha sonra rastlantısal olarak seçilen ses parçası bloklarını çalmaktadır. Yaklaşık 30 saniye süren her bir bloğa aynı zamanda özel olarak tasarlanan görseller eşlik etmektedir.

Enstalasyon için bir günlük zaman aralığı sekiz eşit parçaya bölündü. Bu zaman aralıkları ve duygu değişimlerini betimleyen çok sayıda ses tasarlandı. Böylelikle bina içine giren her kişinin farklı duyacağı bir ses çalışması, farklı ses dünyaları ortaya çıktı.

Erdem Helvacıoğlu, Türkiye’de kendi neslinin önde gelen elektronik müzik sanatçılarından. Besteleri San Francisco Tape Music Festival, Sonorities Festival at Contemporary Music ve Seoul International Computer Music Festival gibi prestijli festivallerde yer aldı. Ses yerleştirmeleriyle Los Angeles Track 16, Indonesia Soemardja, Köln Museum für Angewandte Kunst, London Menier gibi galerilerde yer aldı ve 10. Uluslararası İstanbul Bienali”ne katıldı. Müziklerini üstlendiği filmler Cannes, Saraybosna, Locarno, Sao Paolo ve Sydney film festivallerinde gösterildi. Helvacıoğlu, 2006 Mostramundo Film Festivali’nde “En İyi Orijinal Film Müziği” ödülünü aldı. Yeni solo albümü “Altered Realities” Amerikan plak şirketi “New Albion” tarafından piyasaya sürüldü ve All About Jazz dergisi tarafından yılın en iyi albümü seçildi. Sanatçı elektronik müzik çalışmalarının yanı sıra, tiyatro ve film prodüksiyonları için beste yapmaya da devam ediyor. Helvacıoğlu’nun yeni projeleri arasında Çek radyosu için bestelenecek yeni bir eser var.

MÜ: Bu proje nasıl doğdu? Bu çalışmayı baştan ses enstalasyonu olarak mı kurguladın? Projenin evriminden biraz bahsedebilir misin?

EH: Bu projeyi ilk olarak Derya Demir, Leyla Gediz ve ben oluşturduk. Noa tarafından ısmarlanan çeşitli eserler arasında ses enstalasyonunun da olmasına karar verdik. İlk olarak asansöre yerleştirilecek bir iş olabilir mi diye düşündük. Daha sonra ise asansör fikrinden vazgeçip Ali Hoca Residency’nin girişine yerleştirme yapmayı uygun bulduk.

MÜ: Galeri Non ile ne zaman çalışmaya başladın? Görsel sanatlarla ve bir galeriyle olan ilişkini nasıl tanımlıyorsun? Bu çerçevede kendi çalışmalarını nasıl tanımlıyorsun? Bu ses enstalasyonuyla diğer çalışmalarının arasındaki bağ ve farklılıklar nelerdir?

EH: Derya Demir zaten bir süredir benim diğer işlerimi takip ediyormuş. Bir gün buluştuk. Bu sırada Derya Galeri Splendid’in bünyesinde çalışıyordu. Splendid’deki bir grup sergisi için bir ses enstalasyonu gerçekleştirdim. Daha sonra da Noa için gerçekleşen bu kapsamlı ses enstalasyonu oluştu. Ben enstalasyonlar dışında albüm prodüktörlüğü yapan, kendi albümlerini yayımlayan, dünyanın çeşitli yerlerinde konser veren, eser siparişleri alan bir müzisyenim. Bu anlamda, sadece enstalasyonlar yapan bir sanatçı değilim. Farklı alanlarda çalışmalar yapmanın bence çok büyük bir faydası var. Diğer yapımlardan elde ettiğim prodüksiyon fikirlerini enstalasyonlarımda kullanıyorum. Tabii tam tersi de geçerli. Ses enstalasyonlarını için özel tasarlanan yazılımları ayrıca diğer albüm prodüksiyonlarımda da kullanıyorum. Sonuç olarak tüm çalışmalarını birbirini dolaylı ya da direkt bir şekilde etkiliyor.

Görsel sanatlar açısından en yakın durduğum alan sanırım video, sinema ve heykel. Benim solo albümlerim de birçok kişi tarafından sinematografik olarak tanımlanıyor. Görsel anlatım benim yaratıcılığımı her zaman tetikleyen bir unsur.

MÜ: ‘Random’ kavramı özellikle Sol Lewitt ya da kavramsal olarak tanımlanan sanat akımının bir parçası olan sanatçıların sıkça başvurduğu bir yöntem. Bu kavramın ses alanında kullanılmasının kaynağı nedir? ‘Random’ ya da ‘chance’in ses işlerinde nasıl kullanılmış olduğunu merak ediyorum.

EH: Random ve chance kavramları 20.yüzyıl çağdaş müziğinin önemli öğelerinden. John Cage’den başlayıp bugüne kadar gelen bir süreçte birçok sanatçı bu üretim biçimini kullandı ve kullanmaya devam etmekte. Bu eserdeki random kavramı ise tamamen bir rastgelelikten çok kontrollü bir kontrolsüzlük üzerine kurulu. Belirli ana parametreleri net olan ama onun dışındaki öğelerin rastgele bilgisayar tarafından seçildiği bir süreçten bahsediyoruz burada. Kontrollü kontrolsüzlük kavramı aslında doğaçlama müzikle ilişkili. En özgür diyeceğimiz free jazz doğaçlamalarında bile aslında bazı öğeler önceden bellidir. Mesela hangi müzisyenin hangi enstrümanı çalacağı gibi. Bu iki kavramın yan yana gelmesi hem dinleyici hem de sanatçı açısından yüksek bir gerilim yaratmakta ve bence bud a yaratıcılığı daha da körüklemekte.

MÜ: Sana ilham veren çalışmalara örnek verebilir misin?

EH: Beni Bill Fontana, Ros Bandt gibi sanatçıların ses enstalasyonları etkiliyor. Özellikle Ros Bandt’in ’ses arkeolojisi’ fikrinin ilham verici olduğunu düşünüyorum. Kaynak olarak her türlü materyali kullanmam mümkün. Bu konuda kesinlikle bir sınırlamam yok. Bu bazen çok ilkel analog bir ses üreteci olabilir, bazen de karmaşık bir ses işleme programı.

MÜ: Noa’da gerçekleştirdiğin projenin amacı gün içinde yaşanan değişimi izleyiciyle etkileşimli bir şekilde temsil etmek mi? İzleyicinin nasıl bir deneyime sahip olmasını istedin?

EH: Benim için bir mekandaki ambiyans çok önemli. Her mekanın kendine has bir dokusu ve ambiyansı olduğunu düşünüyorum. Bu çalışma ile de bu ambiyansın etkisini bir anlamda yukarı çıkartmak, arttırmaktı amacım. Çalışmanın özünde günün döngüsü var tabii ki. Gün içindeki zaman sürecinin insanları, onların ruh hallerini nasıl etkilediğini merak eden ve onu da irdeleyen bir çalışma bu. Hint müziğindeki ragalar gibi günün belirli saatlerinde değişen tonlar ve ambiyanslar ile mekanın ve işi ziyaret eden kişilerin algısı değişmekte.

MÜ: İzleyicilerin tepkileri neydi? Ses enstalasyonuna verilen tepki nedir? Amacına ulaşabildin mi?

EH: İzleyicilerin hem şaşırdığını hem etkilendiğini gözlemledim. Bu açıdan kesinlikle amacıma ulaştığımı söyleyebiliriz. Birbirlerini tekrarlamayan ses eserleri ortaya çıktığı için kişiler kendi aralarında ‘bu parça benim, şu parça senin’ gibi yorumlar da yaptı. Esprili bu yaklaşım da çalışmanın farklı açılardan benimsendiğini gösteriyor sanırım.

MÜ: Bu projeden sonraki adım nedir? Bu projeden alacağın ya da reddedeceğin değerler nedir?

EH: Şu anda birçok enstalasyon, eser ve albüm çalışmalarım var. 2010′da Amerikalı çağdaş müzik topluluğu Bang on a can ile yeni bir proje üzerinde çalışmaya başlayacağız. Enstalasyon ve çağdaş müziği kapsayan çok heyecan verici bir iş. Robert Scott Thompson ile yaptığımız ortak albüm 2010′da yayımlanacak.

Bu proje beni birçok açıdan geliştirdi. Belirli tınıların insanlar üzerindeki etkisini daha da iyi gözlemleme imkanını sağladı bana.

NOA Ali Hoca Binası, Ali Hoca Sok. NO: 6 Galata Beyoğlu

Merve Ünsal
BoltArt Röportaj
İLGİLİ DİSKOGRAFİ

NOA'da 24 saat