"Eleven Short Stories" albümü, Istanbul'un en heyecan verici plak dükkanı KONTRA PLAK tarafından "2012 SENESININ EN IYI ALBUMLERI" listesine dahil edildi.


Artfulliving Dergisi Röportaj Mart 2013
- Erdem Helvacıoğlu için 2012 yılı nasıl geçti?

Çok yoğun bir sene idi gerçekten. 2012 senesi içerisinde 2 solo albüm (“Eleven Short Stories”, “Timeless Waves”), 3 duo albüm (“Erlik Khan”, “Planet X”, “Fields and Fences”) yayınladım. Bu albümlerden “Eleven Short Stories”, “Timeless Waves” ve “Planet X” çeşitli uluslararası dergi ve radyolar tarafından senenin albümü seçildi. “Fields and Fences” albümü hakkında saygın gitar dergisi Guitar Player için beş sayfalık uzun bir röportaj verdim.

Şubat 2012’de ses enstalasyon sergim “Siyaha Özgürlük” ARTER’de açıldı.

Bunlar dışında 2013 ve sonrasında yayınlanacak olan albüm ve projelerin ön hazırlıkları ve çalışmalarını gerçekleştirdim. 

- Yeni projeler ve programlar neler?

2013 senesinde heyecan verici birçok proje var. Ağustos sonunda Marsilya’da açılacak olan, Avrupa’nın en büyük Akdeniz Medeniyetleri Müzesi MUCEM tarafından sipariş edilen ve Marsilya’nın şehir sesleri üzerine kurulu eserimin prömiyeri yapılacak.

İlk albümüm “A Walk Through the Bazaar” 2003 yılında çıkmıştı. Dolayısıyla 2013, benim profesyonel anlamda üretim halinde olmamın 10. yılı. Bu sebeple İstanbul ve birkaç başka şehirde “Erdem Helvacıoğlu RETROSPEKTİF - 10. Yıl” temalı bir konserler dizim olacak. Tüm albümlerimden bir seçkinin çoklu hoparlör sistemi ile dinleyiciye sunulacağı bir “kulak için sinema” konseri. İlki Nisan ayında Borusan’da gerçekleşecek. İzmir ve Ankara’da da bir kaç alternatif mekânda konser düşünüyoruz.

Yine Kasım 2013’te dünyanın en önemli çağdaş müzik topluluklarından biri olan Bang on a Can All-Stars için sipariş edilen eserimin prömiyeri Borusan Müzik Evi’nde gerçekleşecek.

Ayrıca İstanbul sesleri üzerine kurulu yeni albümüm “Aeterna Pulchritudo” Avrupa’nın en saygın plak şirketlerinden Sub Rosa Records tarafından yayınlanacak.

ABD’li plak şirketi Innova Records hazırlanmış piyano üzerine kurulu “Eleven Short Stories Volume 2” ve gitarviol üzerine inşa edilmiş “Five Stages of Grief” albümlerimi yayınlayacak ve bunlar raflardaki yerlerini alacak.

The Cardigans ve A Camp gruplarının dünyaca ünlü solisti Nina Persson ve Nathan Larson ile beraber oluşturduğumuz “777” adlı grubumuzun albüm kayıtları New York’ta sonlanacak ve albüm 2013 senesi sonunda yayınlanacak.

Bunun dışında 2014 senesinde yayınlanacak olan elektronika ve rock ağırlıklı solo projelerim üzerinde de çalışıyor olacağım. 

- Yaptığın müziğin özellikleri ve türü ile ilgili bilgi verebilir misin?

Yaptığım müziğin türü ABD’de “new music” olarak adlandırılıyor. Ana öge olarak çağdaş klasik müzikten beslenen, ayrıca içine elektroakustik, drone, noise, ambient gibi daha akademik soundlar ile elektronik, elektronika, çağdas caz, alternatif hiphop, avantrock gibi soundları da alabilen olabildiğince özgür bir müzik akımı.   

- Ülkemizde ve dünyada müziğin geldiği yer ve durum ile ilgili neler söylemek istersin?

Hem Türkiye’de hem de dünyada müzik üretimi çok önemli bir değişimden geçiyor. Artık ses mühendisliği üretimin ana ögelerinden biri haline gelmeye başladı. Yeni jenerasyon yaratımlar, prodüktör – ses mühendisi – besteci – aranjör ögelerini tek bir potada birleştirebilen kişilerin elinden çıkmakta çoğunlukla. Tüm dünyada müzik okullarında ses mühendisliği ve prodüktörlüğe olan ilgi son on senede inanılmaz bir hızda artmış durumda. Artık gençler orkestrasyon öğrenecekleri akustik bestecilik derslerinden daha çok ses mühendisliği konulu dersleri ve konuları tercih etmekteler. Her müzik okulunun en az orta seviyede bir kayıt stüdyosu bulunmakta.   

- Müziğin paylaşımı ve kitlelerle ilişkisi üzerine neler söyleyeceksin?

Müziğin kitleler ile buluşma formatı da günbegün değişmekte. CD, kaset, plak satın alarak müziği dinleme kültürü yavaş yavaş iTunes ve bunun gibi sitelerden indirerek dinleme alışkanlığına dönüşmüş durumda. Müziğe ve bilgiye çok hızlı bir şekilde ulaşmayı sağlayan bu sistem ne yazık ki konsantrasyon süremizin ciddi bir şekilde kısalmasına da sebep oldu. 60 dakika veya daha uzun eserlerin yazıldığı, albüm kitapçığı içerisindeki tüm bilgilerin ezberlercesine okunduğu bir dönemin yavaş yavaş solacağını düşünüyorum. Müzikal içeriğin daha kısa süreli bölümler halinde üretileceği ve tüketileceği bir dünyaya doğru ilerlediğimizi hissediyorum.

- Hangi müzisyenlerle çalıştın ve en çok çalışmak istediklerin kimlerdir?

Şu ana kadar Nina Persson’dan Elliott Sharp’a, Mick Karn’dan Ros Bandt’e, Rashit grubundan Timuçin Esen’e kadar birçok grup ve sanatçı ile çalıştım. Beraber çalışmak isteyecegim daha pek çok sanatçı var. Gitarist olarak beni derinden etkilemiş olan Jeff Beck, David Torn gibi ustalar ile çalışmak heyecan verici olurdu. Elektronik müziğe olan ilgimi tetikleyen Massive Attack, Bjork, Portishead, Autechre gibi grup ve sanatçılar ile çalışabilmek de güzel bir hayal benim için.

- Gelecekle ilgili planların neler?

Gelecek için birçok heyecan verici planım var, bunların ne kadarı gerçekleşebilir onu zaman gösterecek. Hem solo olarak hem de Nathan Larson ile beraber film müziği besteciliğinde yeni projeler yapmak istiyorum. Bang on a Can All-Stars gibi başka birçok çağdaş müzik topluluğu ile beraber çalışmak isterim. Solo ve duo albüm yayınlarıma devam etmeyi planlıyorum. “Eleven Short Stories” albümü ile başlayan piyano, “Altered Realities” albümü ile başlayan gitar serüvenimi artistik olarak daha da yukarılara çıkarmak isterim. “Siyaha Özgürlük” gibi daha pek çok ses enstalasyon sergisi açmak ve Nina Persson ile yapmakta olduğum proje gibi daha pek çok prodüktörlük çalışmasına imza atmak isterim.
Artfulliving Dergisi Röportaj Mart 2013Artfulliving Dergisi Röportaj Mart 2013