"Eleven Short Stories" album has been included in the "BEST ALBUMS OF 2012" list by KONTRA PLAK, the coolest record shop in Istanbul.


Cumhuriyet gazetesi Ocak 2011
- Albümün yaratım ve doğum sürecinden bahsedelim ilk olarak.

Albüm Ros Bandt İstanbul'a geldiğinde kaydedildi. Kendisi ile öncesinde Melbourne’de kayıtlar yapmıştık. O kayıtlarda Ros tarhu çalmıştı; ben ise onun çaldığı seslerden canlı olarak yeni sesler üretmiştim. Ancak “Black Falcon” albümünde daha farklı bir yol izlemeye karar verdik. Daha akustik bir dünya kurmak istedik. O yüzden ben elektrik gitar çalmaya karar verdim ve özellikle de elektronik işlemeleri minimal düzeyde tuttum. Kara doğanın hikayesi ve konseptini oluşturduktan sonra ITÜ MİAM stüdyolarına girdik ve albümü bir günde kaydettik.

- Ros Bandt ile paylaştığınız bu müzikal yoldaşlık nasıl doğdu?

Ros Bandt'in yaptığı çalışmaları çok beğeniyordum, özellikle ses arkeolojisi fikrini ve ses heykellerini. Ilk olarak internet üzerinden onunla bağlantıya geçtim. Birbirimize yaptığımız albümleri yolladık. Bu şekilde bir dostluk başlamış oldu. Daha sonra 2007 yılında Yeni Zelanda' da yapılan “Asya Pasifik Çağdaş Müzik Festivali”ne davet edildim. Bu festivalde performansımı gerçekleştirdikten sonra Avustralya' ya gittim ve Melbourne' de Ros ile yüz yüze tanıştım. Orada kaldığım süre içerisinde ABC stüdyolarında beraber kayıt yaptık. Bu ilk tanışma ve kayıttan sonra da farklı yerler ve koşullarda projeler üretmeyi sürdürdük.

- Enstrümantal şarkılar kendi temaları kadar dinleyiciye de çok geniş düşsel alanlar bırakıyor. Ama genel anlamda bir dinginlik ve huzur bulmak mümkün bu albümde. Sizin derdiniz neydi? 

Albümün ana yapısı nesli tehlike altında olan kara doğan üzerine kurulu. Bir kara doğanın yakalanışı ve evcil hale getirilmesinin bir hikayesi. Bu ana hikayeyi müzikal olarak yaratmak istedik beraberce. Her ne kadar albümde dingin bölümler varsa da, yer yer çok gergin ve sert sesleri duymak da mümkün.  

- "Black Falcon" pek çok anlamda elektronik müzik önyargısını kırıyor. Aslında oldukça akustik ve hissedilebilir bir çalışma bu. Bu anlamda öncelikleriniz neydi? 

Hem Ros'un hem de benim önceki albümlerim elektronik müzik tanımına daha yakın işler. O çalışmalarda yeni tını arayışı ve çağdaş müzik – elektroakustik müzik teknikleri ve formları ön planda. Bu albümde ise çok daha melodik bir albüm yapmaya karar verdik beraber. Minimal bir şekilde elektronik sesler kullanmamız bunu sağladı. World müzik, ambient, çağdaş cazın karışımından oluşan, melodik ve heyecan verici bir albüm çıktı bu şekilde.

- Elektronik müzik endüstriyel toplumun evriminin sonucu ortaya çıktı. Bu simgesel bir ironi mi? 

Elektronik müzik teknolojinin gelişmesi ile ortaya çıktı ve bu gelişim ile de paralel olarak ilerlemeye devam ediyor. Ben bunun bir ironi olduğunu kesinlikle düşünmüyorum. Tarihte birçok şey o anda öyle olması gerektiği için gerçekleşmiştir. Zaten 20. yüzyıl başında, tonal yapının tamamen kırılmasından sonra besteciler yeni tını arayışına daha da çok önem verdiler. Bu süreç içerisinde tabii ki elektronik müziğin başlaması ve gelişimi kaçınılmaz bir hal aldı. Bence 10-15 sene sonra müzik teknolojisi bilmeyen besteciler, yaratım sürecinde çok daha fazla zorlanacak. 

- Müziğe rock ile başladınız. Barlarda ve klüplerde müziği öğrendiniz. Prodüktörlük de yaptınız. Bienal'de de ses enstalasyonu yaptınız. Sonu yok sanırım bu işin?

Müzik yaşamıma popüler müzik ile başlamanın bana çok büyük bir katkısı oldu. Gitar çalmaya başladıktan bir sene sonra kayıt yapmaya başladım. 12 yaşımda kendi basit bestelerimi kaydediyordum. Popüler müzik tarihi aslında bir nevi kayıt teknolojileri tarihi. Yeni kayıt sistemleri, yeni tını arayışları her zaman popüler müziğin belkemiğini oluşturmuştur. Ben de kendimi kayıt yaparken, elle nota yazmaya oranla daha rahat ve özgür hissediyorum. Bu özgürlük hissi diğer tüm çalışmalarıma da yansıdı. Ayrıca bu kadar farklı alanlarda üretim yapmanın bir sanatçıyı daha dinamik ve yeniliklere açık bir hale getirdiğini düşünüyorum. Bir rock albümü kaydında kullandığınız bir tekniği, bir çağdaş müzik eserinde de kullanabilirsiniz, veya bir ses enstalasyonu için oluşturduğunuz bir tınıyı, bir pop parçasının içinde sample olarak kullanmanız mümkün. Sanırım benim dünyanın çeşitli yerlerinden önemli müzisyen ve prodüktörler ile çalışabilmemin altında, farklı estetiklere ve soundlara açık olmam yatıyor.

- "Popülarite eşiğini bir kere geçtiğiniz zaman artık ne üretirseniz tüketicisi hazırdır" demiştiniz bana bir sohbetimizde, "Sanırım 80 sonrası kuşağı pek soru sormuyor, soramıyor çünkü korkutulmuş. Yeni kuşak ise her anlamda daha cesaretli". Şimdi ne düşünüyorsunuz?

Yeni kuşağın daha cesur olduğunu düşünüyorum kesinlikle. Bunun da daha uç ve kışkırtıcı eserler çıkmasına sebep olacağı kesin. Ancak bazı çalışmalarda felsefik ve düşünsel altyapının yeterli olmadığını hissediyorum. O yüzden mutlaka cesaret gerekli ama bu, doğru konsept ve doğru form ile bir bütünlük halinde olursa işlevsel olabilir.

Popülerite konusunu ise sanatçılık hayatımın bu döneminde çok düşünmüyorum açıkçası. Benim için şu anda en önemli konu, olabildiğince özel eserler ortaya koymak, olabildiğince heyecan verici sanatçılar ile ortak projeler üretmek ve bunları paylaşmak. Ros ile yaptığımız bu albüm de heyecan verici ortak projelerden birisi bence.
Cumhuriyet gazetesi Ocak 2011
RELATED DISCOGRAPHY

Black Falcon